top of page
image1.jpeg

Esra Özer

Avukat

Benzer bir olay yaşadığınızı düşünüyorsanız,

bizimle iletişime geçip hukuki değerlendirme alabilirsiniz.

Kira Tespit Davası (Konut ve Çatılı İş Yeri) 2026

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Esra Özer
    Av. Esra Özer
  • 9 Şub
  • 10 dakikada okunur

Kira ilişkileri çoğu zaman uzun yıllar devam eder. Ancak ekonomik koşulların, enflasyonun ve emlak piyasasının hızlı değiştiği dönemlerde kira bedeli ile taşınmazın gerçek piyasa değeri arasında ciddi farklar oluşabilir. Özellikle uzun süredir aynı kiracının bulunduğu konut ve çatılı iş yerlerinde, sözleşmede belirlenen kira bedelinin güncel rayiçlerin oldukça altında kalması uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur.



Bu noktada eski kiracı ile değişen piyasa koşulları arasında bir denge kurulması ihtiyacı ortaya çıkar. Bir yandan kiracının barınma veya işyeri güvenliği korunurken, diğer yandan taşınmaz malikinin mülkiyet hakkı ve ekonomik menfaati gözetilmelidir. Kira hukukundaki en temel gerilimlerden biri tam olarak bu dengedir.


İşte kira tespit davası, kira bedelinin taraflar arasında anlaşma yoluyla belirlenemediği durumlarda devreye giren hukuki bir çözüm yoludur. Bu dava sayesinde kira bedeli, mahkeme tarafından emsal kiralar, taşınmazın özellikleri, ekonomik koşullar ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilerek belirlenir.


  1. Kira Tespit Davası Nedir?


Kira tespit davası, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kira bedelinin yeniden belirlenmesi amacıyla açılan bir davadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesine dayanan bu dava türünde mahkemeden, yeni kira döneminde uygulanacak kira bedelinin hakkaniyet ve piyasa koşulları dikkate alınarak belirlenmesi talep edilir.


Bu dava, mevcut kira ilişkisinin sona erdirilmesini değil, yalnızca kira bedelinin yeniden tespit edilmesini amaçlar. Yani kira sözleşmesi devam eder; değişen yalnızca kira miktarıdır.


Amaç


Kira tespit davasının temel amacı, uzun süre devam eden kira ilişkilerinde kira bedelinin ekonomik gerçeklikten kopmasını önlemektir.


Özellikle uzun yıllardır devam eden kiracılık ilişkilerinde kira bedeli piyasa rayiçlerinin oldukça altında kalabilir. Bu durumda mahkeme, TÜFE oranı, emsal kira bedelleri, kiralananın özellikleri ve hakkaniyet ilkesi gibi kriterleri dikkate alarak yeni kira bedelini belirler.


Bu yönüyle kira tespit davası, kira ilişkisinde dengeyi yeniden kurmaya yönelik bir dava türüdür.


Ne zaman başvurulur?

Kira tespit davası kural olarak kira sözleşmesi devam ederken açılır.


Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar şunlardır:


  • kira sözleşmesinin 5 yıl veya daha uzun süre devam etmesi,

  • kira bedelinin piyasa koşullarından uzaklaşması,

  • tarafların kira artışı konusunda anlaşamaması.


Türk Borçlar Kanunu’na göre kira sözleşmesinin beşinci yılından sonra kira bedeli, tarafların anlaşmasına bakılmaksızın mahkeme tarafından piyasa koşullarına göre yeniden belirlenebilir.


Kira artırım davasından farkı


Uygulamada “kira artırımı” ile “kira tespit davası” sıklıkla karıştırılır.

Temel fark şu şekilde özetlenebilir:


  • Kira tespit davası, kira bedelinin mahkeme tarafından yeniden belirlenmesini amaçlar.

  • Kira artışı, çoğu durumda sözleşmede yer alan artış oranına veya TÜFE sınırına göre yapılan yıllık artıştır.

  • Kira sözleşmesinin ilk yıllarında yapılacak artışlar genellikle sözleşme hükümleri veya yasal artış sınırları çerçevesinde gerçekleşirken, kira tespit davası özellikle 5 yıl sonrası rayiç kira belirlenmesi için önem kazanır.


Kısaca kira artışı sözleşme veya yasa gereği yapılan rutin artıştır; kira tespit davası ise kira bedelinin mahkeme kararıyla yeniden belirlenmesidir.


  1. Kira Tespit Davasının Hukuki Dayanağı


Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesine ilişkin temel düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesinde yer almaktadır. Bu madde, kira artışının hangi sınırlar içinde yapılacağını ve belirli sürelerin sonunda kira bedelinin mahkeme tarafından nasıl tespit edileceğini düzenler.


Kanun koyucu bu düzenlemeyle, kira sözleşmesinde tarafların serbestçe belirlediği kira bedelinin zaman içinde piyasa koşullarından kopmasını önlemeyi ve kiracı ile kiraya veren arasındaki ekonomik dengeyi korumayı amaçlamıştır.


Türk Borçlar Kanunu m.344


Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi, kira bedelinin belirlenmesi ve artış oranının sınırlandırılmasına ilişkin temel hükmü içerir. Buna göre, yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira artışı, kural olarak TÜFE’nin on iki aylık ortalamasına göre değişim oranını aşamaz.


Bu düzenleme özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının korunmasına yönelik emredici nitelikte bir sınırlama getirir.


5 yıllık kira süresi kuralı


Türk Borçlar Kanunu’nun 344/3. fıkrası, kira tespit davalarının uygulamadaki en önemli dayanağını oluşturur.


Buna göre,

  • kira sözleşmesi 5 yıldan uzun sürmüşse veya

  • 5 yılın sonunda yenilenmişse,


yeni kira döneminde uygulanacak kira bedeli, tarafların anlaşmasına bakılmaksızın hakim tarafından yeniden belirlenebilir. Bu düzenleme uygulamada “5 yıl eşiği” olarak kabul edilir ve kira tespit davalarının büyük bölümü bu aşamada açılır.


TÜFE sınırı


Kira hukukunda yıllık kira artışlarının üst sınırı, kural olarak TÜFE’nin on iki aylık ortalamasına göre değişim oranıdır.


Taraflar kira sözleşmesinde artış oranı belirlemiş olsalar bile, bu oran TÜFE sınırını aşamaz. Ancak 5 yılın dolmasından sonra açılan kira tespit davalarında mahkeme yalnızca TÜFE oranına bağlı kalmaz; emsal kira bedelleri ve taşınmazın özellikleri de değerlendirilir.


Hak ve nesafet ilkesi


Kira tespit davalarında mahkemenin kira bedelini belirlerken uyguladığı en önemli kriterlerden biri hak ve nesafet (hakkaniyet) ilkesidir.


Hakim, yeni kira bedelini belirlerken:


  • emsal kira bedellerini,

  • kiralananın fiziksel özelliklerini,

  • kiracının kullanım süresini,

  • ekonomik koşulları


birlikte değerlendirir ve adil bir kira bedeline hükmeder. Yargıtay uygulamasında özellikle uzun süredir aynı taşınmazda oturan kiracılar bakımından “eski kiracı indirimi” veya hakkaniyet indirimi yapılabileceği kabul edilmektedir.


  1. Hangi Durumlarda Kira Tespit Davası Açılır?


Kira tespit davası, kira sözleşmesi devam ederken kira bedelinin ekonomik gerçeklikten uzaklaştığı veya taraflar arasında kira miktarı konusunda anlaşmazlık çıktığı durumlarda başvurulan bir hukuki yoldur. Özellikle uzun süreli kira ilişkilerinde kira bedelinin güncelliğini yitirmesi, bu davayı uygulamada en sık görülen kira uyuşmazlıklarından biri hâline getirir.


Aşağıdaki durumlar kira tespit davasının açılması için en tipik örneklerdir:


5 yıl dolduğunda


Türk Borçlar Kanunu m.344/3 uyarınca kira sözleşmesinin beş yıl veya daha uzun süre devam etmesi halinde kira bedeli, tarafların anlaşmasına bakılmaksızın hâkim tarafından yeniden belirlenebilir.


Uygulamada bu süre “hak ve nesafet dönemi” olarak adlandırılır ve mahkeme, kira bedelini emsal kira değerleri ve piyasa koşullarına göre belirler.


Bu nedenle kira tespit davalarının büyük bölümü, kira sözleşmesinin beşinci yılının sonunda veya altıncı kira yılından itibaren açılmaktadır.


Uzun süre değişmeyen kira bedeli


Kira ilişkisi yıllarca devam ettiğinde kira bedeli piyasa değerinin oldukça altında veya üstünde kalabilir. Özellikle enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde kira bedelinin ekonomik gerçekliğini kaybetmesi sık görülür.


Bu gibi durumlarda kira tespit davası, kira bedelinin adil ve dengeli bir seviyeye getirilmesini sağlar.


Piyasa rayiçlerinin değişmesi


Kiralanan taşınmazın bulunduğu bölgede kira değerlerinin artması veya ekonomik koşulların değişmesi, kira bedelinin yeniden belirlenmesini gerektirebilir.


Kira tespit davası, kira bedelinin emsal taşınmazlara ve güncel piyasa koşullarına uygun hâle getirilmesi amacıyla açılır.


Özellikle:


  • bölgenin gelişmesi,

  • taşınmazın değer kazanması,

  • ekonomik dalgalanmalar,

  • kira piyasasında ani değişimler


bu davanın açılmasına yol açan başlıca nedenlerdir.


Sözleşmede artış hükmü olmaması


Kira sözleşmesinde artış oranına ilişkin bir hüküm bulunmaması durumunda, kira bedelinin nasıl artırılacağı konusunda taraflar arasında anlaşmazlık çıkabilir.


Bu durumda kira bedelinin belirlenmesi için mahkemeye başvurulması mümkündür. Mahkeme, TÜFE sınırı ve diğer objektif kriterleri dikkate alarak kira bedelini belirler.


  1. Dava Açma Süresi


Kira tespit davası bakımından en çok karıştırılan konulardan biri davanın ne zaman açılması gerektiği ve ihtar süresinin nasıl hesaplanacağıdır. Bu konu Türk Borçlar Kanunu’nun 345. maddesinde düzenlenmiştir.


Kanuna göre kira bedelinin tespiti davası her zaman açılabilir; ancak mahkemenin belirleyeceği kira bedelinin yeni kira döneminden itibaren uygulanabilmesi için belirli süre şartlarının yerine getirilmesi gerekir. 


a) Yeni kira dönemi öncesi açılması


Kira tespit davasının en önemli zamanlama kuralı şudur: Yeni kira döneminde uygulanacak kira bedelinin belirlenmesini istiyorsanız, dava yeni kira döneminin başlangıcından en az 30 gün önce açılmalıdır. 


Bu süreye uyulması halinde mahkemenin belirlediği kira bedeli, yeni kira döneminin başından itibaren geçerli olur. 


b) 30 gün önceden ihtar gönderilmesi


Dava açılmasa bile, kira bedelinin artırılacağına ilişkin yazılı bildirim (ihtar) yeni kira döneminden en az 30 gün önce kiracıya gönderilebilir.


Bu durumda:


  • önce ihtar gönderilir,

  • ardından yeni kira dönemi sonuna kadar dava açılabilir,

  • mahkemenin belirlediği kira bedeli yine yeni dönem başından itibaren uygulanır.


Uygulamada çoğunlukla önce ihtarname gönderilmekte, kiracı artışı kabul etmezse kira tespit davası açılmaktadır.


Süre kaçırılırsa sonuçları


Yeni kira döneminden en az 30 gün önce dava açılmaz veya ihtar gönderilmezse, kira tespit davası açılabilir; ancak karar o kira yılı için değil, bir sonraki kira dönemi için uygulanır.


Yani dava reddedilmez, fakat ekonomik olarak beklenen sonuç elde edilemeyebilir. Bu nedenle zamanlama kira tespit davalarında son derece önemlidir.


Kira tespit davalarında en sık yapılan hata, dava açma süresi ile kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin karıştırılmasıdır.


Özellikle:


  • kira yılının başlangıç tarihinin yanlış hesaplanması,

  • ihtarnamenin geç gönderilmesi,

  • yeni kira dönemi başladıktan sonra dava açılması


uygulamada en sık görülen hatalardır. Oysa kira tespit davalarında sonucun hangi kira döneminden itibaren uygulanacağı tamamen zamanlama kurallarına bağlıdır.


  1. Kira Tespit Davasında Taraflar


Kira tespit davası, kira sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlığa dayandığı için kural olarak kira ilişkisinin tarafları tarafından açılabilir. Ancak uygulamada taşınmazın mülkiyet yapısına bağlı olarak farklı ihtimaller de ortaya çıkabilir.


Davacı kim olabilir?


Kira bedelinin tespiti davasını kira sözleşmesini yapan taraflar veya taşınmazın maliki açabilir. Bu kapsamda dava açma hakkı yalnızca ev sahibine ait değildir; kiracı da kira bedelinin yeniden belirlenmesini isteyebilir.


Yargıtay uygulamasında da kira tespit davasının, kira sözleşmesinin tarafları yanında taşınmazın maliki veya paydaşları tarafından açılabileceği kabul edilmektedir.


Ev sahibi


Kiraya veren (ev sahibi), mevcut kira bedelinin piyasa koşullarına göre düşük kaldığını ileri sürerek kira bedelinin artırılması amacıyla kira tespit davası açabilir.


Uygulamada kira tespit davalarının büyük bölümü ev sahipleri tarafından, özellikle uzun süreli kiracılık ilişkilerinde kira bedelinin rayiç değerin altında kalması nedeniyle açılmaktadır.


Kiracı


Kira tespit davası yalnızca kira artışı için açılmaz. Kiracı da kira bedelinin emsal kira değerlerine göre yüksek kaldığını ileri sürerek kira bedelinin düşürülmesini talep edebilir.


Bu yönüyle kira tespit davası, kira ilişkisinde yalnızca kiraya vereni değil kiracıyı da koruyan bir dava türüdür.


Paylı mülkiyette dava hakkı


Kiralanan taşınmaz paylı mülkiyete konuysa, her paydaş kendi payı oranında kira bedelinin tespitini isteyebilir ve dava açabilir.


Buna karşılık taşınmaz elbirliği mülkiyetine (örneğin miras ortaklığı) tabi ise, kira tespit davasının:


  • tüm ortaklar tarafından birlikte açılması,

  • açılan davaya diğer ortakların katılması,

  • muvafakat verilmesi gerekir.


Bu ayrım uygulamada oldukça önemlidir; yanlış tarafla açılan dava usulden reddedilebilir.


  1. Kira Tespit Davasında Bilirkişi İncelemesi


Kira tespit davalarında mahkeme, kira bedelini doğrudan kendisi belirlemez; genellikle bilirkişi incelemesine başvurur. Uygulamada kira bedelinin belirlenmesi büyük ölçüde bilirkişi raporuna dayanır ve hakim kararını bu raporu değerlendirerek verir.


Bilirkişi incelemesinin amacı, kira bedelinin somut veriler ve piyasa koşulları ışığında objektif şekilde belirlenmesini sağlamaktır.


Emsal kira araştırması


Bilirkişi incelemesinin en önemli aşaması emsal kira bedellerinin araştırılmasıdır.


Bu kapsamda:


  • aynı bölgede bulunan benzer taşınmazlar,

  • kira sözleşmeleri,

  • piyasa kira değerleri


incelenir ve karşılaştırılır. Yargıtay uygulamasına göre tarafların sunduğu emsal kira sözleşmeleri dosyaya alınmalı ve bu emsaller somut gerekçelerle değerlendirilmelidir. Amaç, kiralananın boş olarak yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira bedelini belirlemektir.


Taşınmazın özellikleri


Bilirkişi yalnızca emsal kira bedellerine bakmaz; kiralanan taşınmazın kendisine özgü özelliklerini de inceler.


Örneğin:


  • büyüklük

  • kullanım amacı

  • yapı durumu

  • yaşı

  • teknik özellikleri


gibi unsurlar kira bedelinin belirlenmesinde dikkate alınır. Bu değerlendirme, emsal taşınmazlarla sağlıklı bir karşılaştırma yapılabilmesi için zorunludur.


Konum analizi


Kira tespit davalarında konum faktörü belirleyici unsurlardan biridir. Bilirkişi raporunda genellikle:


  • taşınmazın bulunduğu bölge,

  • ulaşım imkânları,

  • çevresel özellikler,

  • ticari veya konut değeri


ayrıntılı biçimde değerlendirilir. Özellikle işyeri kiralarında konum analizi kira bedelini doğrudan etkileyebilir.


Rayiç kira belirleme yöntemi


Bilirkişi, yaptığı inceleme sonucunda taşınmazın serbest piyasada yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira bedelini (rayiç kira) belirler.


Bu hesaplama yapılırken:


  • emsal kira bedelleri,

  • piyasa koşulları,

  • ekonomik veriler


birlikte değerlendirilir. Hazırlanan bilirkişi raporu mahkemeye sunulur ve hakim kararını bu rapor doğrultusunda verir.


Hak ve nesafet indirimi


Kira tespit davalarında bilirkişinin belirlediği kira bedeli çoğu zaman nihai kira bedeli olmaz.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, özellikle uzun süredir aynı taşınmazda oturan kiracılar bakımından hak ve nesafet indirimi uygulanması gerekir.


Bu indirim:


  • kiracının eski kiracı olması,

  • kira ilişkisinin uzun sürmesi,

  • kira sözleşmesinin uzama yoluyla devam etmesi


gibi durumlarda uygulanır. Uygulamada bu indirimin genellikle yaklaşık %10–20 oranında olabildiği görülmektedir. Hakim, bilirkişinin belirlediği rayiç kira bedelini dikkate alarak hak ve nesafete uygun bir kira bedeline hükmeder.


  1. Görevli ve Yetkili Mahkeme


Kira tespit davalarında görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, davanın sağlıklı şekilde ilerleyebilmesi açısından önemlidir. Yanlış mahkemede açılan davalar usulden reddedilebileceği gibi, bu durum özellikle kira dönemi süreleri bakımından hak kaybına da yol açabilir. Bu nedenle dava açılmadan önce görev ve yetki kurallarının net şekilde tespit edilmesi gerekir.


Görevli Mahkeme


Konut ve çatılı iş yeri kiralarına ilişkin kira tespit davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.


Kira sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların önemli bir bölümü gibi kira bedelinin tespiti davaları da sulh hukuk mahkemelerinin görev alanına girer. Davanın konusunun kira bedelinin belirlenmesi olması, görevli mahkemeyi değiştirmez; kira bedelinin yüksek olması veya taşınmazın değerinin fazla olması görev kuralını etkilemez.


Uygulamada kira tespit davaları, tahliye davaları ve kira alacağı davalarıyla birlikte sulh hukuk mahkemelerinde görülen en yaygın dava türlerinden biridir.


Yetkili Mahkeme


Kira tespit davalarında yetkili mahkeme kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde dava açılması, hem delillerin toplanması hem de bilirkişi incelemesinin yapılması bakımından uygulamada kolaylık sağlar. Özellikle emsal kira araştırması ve keşif işlemleri taşınmazın bulunduğu yerde yürütüldüğünden, bu yetki kuralı pratik bir gereklilik de taşır.


Bununla birlikte kira sözleşmesinden doğan davalarda genel yetki kuralları çerçevesinde davalının yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılması mümkün olabilir. Ancak uygulamada kira tespit davalarının büyük çoğunluğu taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde açılmaktadır.


  1. Kira Tespit Davasının Sonuçları


Kira tespit davasının sonunda mahkeme, kira sözleşmesini sona erdirmez; yalnızca kira bedelini yeniden belirler. Bu nedenle dava sonucunda verilen karar, kira ilişkisinin devamı içinde uygulanır ve taraflar bakımından bağlayıcı olur.


Mahkemenin kira bedelini belirlemesi


Mahkeme, bilirkişi raporu, emsal kira bedelleri, TÜFE verileri ve hakkaniyet ilkesi doğrultusunda yeni kira bedelini belirler. Bu karar, kira sözleşmesindeki kira bedelinin yerine geçer ve kira ilişkisinin yeni ekonomik dengesini oluşturur.


Kira tespit davasının temel sonucu, kira bedelinin piyasa koşullarına uygun şekilde yeniden belirlenmesidir.


Yeni kira dönemine uygulanması


Kira tespit davası sonucunda belirlenen kira bedeli kural olarak yeni kira döneminin başından itibaren uygulanır.


Özellikle dava, yeni kira dönemi başlamadan önce açılmışsa veya gerekli ihtar süresi yerine getirilmişse, mahkemenin belirlediği kira bedeli o kira yılının başından itibaren geçerli olur.

Bu nedenle kira tespit davalarında zamanlama, kararın ekonomik etkisi açısından büyük önem taşır.


Geçmişe etkisi


Kira tespit davası kararları genellikle ileriye etkili sonuç doğurur, yani geçmiş kira dönemlerini değiştirmez.


Bununla birlikte mahkemenin belirlediği kira bedeli, dava şartları sağlanmışsa yeni kira döneminin başına kadar geriye etkili şekilde uygulanabilir.


Başka bir ifadeyle:


  • geçmiş kira yılları değişmez,

  • ancak içinde bulunulan kira yılı için kira farkı doğabilir.


Faiz ve alacak meselesi


Mahkemenin kira bedelini daha yüksek bir miktar olarak belirlemesi halinde, kiraya veren kira farkı alacağını talep edebilir.


Bu durumda:


  • karar kesinleştikten sonra kira farkı talep edilebilir,

  • fark alacağı için icra takibi yapılabilir,

  • temerrüt halinde faiz işletilebilir.


Faiz uygulaması genellikle kararın kesinleşmesinden sonra gündeme gelir ve kira farkı alacağı bu tarihten itibaren muaccel hale gelir.


  1. Sık Sorulan Sorular (SSS)


Kira tespit davası geriye dönük açılabilir mi?

Kural olarak kira tespit davası ileriye etkili sonuç doğurur. Ancak yeni kira dönemi öncesinde ihtar gönderilmişse veya dava zamanında açılmışsa, belirlenen kira bedeli yeni kira dönemi başından itibaren uygulanabilir.

Dava her zaman açılabilir; ancak kira sözleşmesinin ilk 5 yılı içinde mahkeme genellikle TÜFE sınırı çerçevesinde değerlendirme yapar, rayiç kira belirlemesi esas olarak 5 yıl sonrasında yapılır.

Evet. Güncel mevzuata göre kira tespit davası açmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması gerekir. Arabuluculuk aşaması tamamlanmadan dava açılamaz.

Hayır. Yazılı sözleşme bulunmasa bile kira ilişkisi ispat edilebiliyorsa dava açılabilir. Ancak yazılı sözleşme ispat açısından büyük kolaylık sağlar.

Hayır. Kira tespit davası kira bedelinin piyasa koşullarına göre belirlenmesine yöneliktir. Kira uyarlama davası ise sözleşme dengesini bozan olağanüstü ekonomik değişiklikler nedeniyle açılır.


Kira tespit davası, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kira bedelinin ekonomik gerçeklikten uzaklaşması halinde taraflar arasındaki dengeyi yeniden kurmayı amaçlayan önemli bir hukuki yoldur. Türk Borçlar Kanunu’nun 344 ve 345. maddeleri çerçevesinde açılan bu dava, kira sözleşmesini sona erdirmeden yalnızca yeni kira döneminde uygulanacak kira bedelinin mahkeme tarafından belirlenmesini sağlar.


Özellikle uzun süre devam eden kira ilişkilerinde, emsal kira bedelleri, taşınmazın özellikleri ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak belirlenen yeni kira bedeli, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözülmesinde önemli bir rol oynar. Bu nedenle kira tespit davalarında doğru zamanlama, uygun delillerin sunulması ve hukuki sürecin dikkatle yürütülmesi büyük önem taşır.


Kira bedeline ilişkin anlaşmazlık yaşayan kiracı veya kiraya verenin, hak kaybı yaşamamak ve süreci doğru yönetebilmek için hukuki destek alması çoğu zaman en sağlıklı yol olacaktır.





Yorumlar


bottom of page