top of page
image1.jpeg

Esra Özer

Avukat

Benzer bir olay yaşadığınızı düşünüyorsanız,

bizimle iletişime geçip hukuki değerlendirme alabilirsiniz.

Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şuyu) Nedir?

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Esra Özer
    Av. Esra Özer
  • 30 Oca
  • 7 dakikada okunur

Ortak mülkiyet, kâğıt üzerinde kolay; pratikte ise çoğu zaman sorunludur. Bir taşınmazın ya da malın birden fazla kişi adına kayıtlı olması, her şeyin sorunsuz ilerleyeceği anlamına gelmez. Aksine, ortaklar arasında anlaşmazlık çıktığında bu durum uzun süren belirsizliklere, kullanılamayan mallara ve ciddi ekonomik kayıplara yol açabilir.



En sık karşılaşılan senaryolardan biri şudur: Mal ortak alınmıştır veya miras kalmıştır, ancak kim kullanacak, nasıl değerlendirilecek ya da satılacak konusunda uzlaşma sağlanamaz. Taraflardan biri maldan yararlanırken diğeri hiçbir şekilde fayda sağlayamaz; bazen de kimse kullanamaz ama masraflar devam eder. Bu noktada “Ben çıkmak istiyorum ama diğerleri istemiyor” ya da “Bu ortaklık artık sürdürülemez” soruları gündeme gelir.


Hukuk sistemi, kimseyi istemediği bir ortaklığın içinde kalmaya zorlamaz. İşte ortaklığın giderilmesi davası, bu tür çıkmazları çözmek için öngörülmüş hukuki yoldur. Bu dava, tarafları uzlaşmaya zorlamaz; ortaklığı hukuken sona erdirir. Böylece yıllarca sürebilecek fiili anlaşmazlıkların yerine, net ve bağlayıcı bir çözüm getirilir.


  1. Ortaklığın Giderilmesi Davası Nedir?


Ortaklığın giderilmesi davası, Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesi başta olmak üzere ilgili hükümlerine dayanan ve paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyetine konu bir mal üzerindeki ortaklığın sona erdirilmesini amaçlayan bir davadır. Uygulamada sıkça “izale-i şuyu” olarak anılır.


Bu davanın amacı, kimin ne kadar hak sahibi olduğunu yeniden tartışmak değil, mevcut ortaklığı hukuken sona erdirmektir. Yani dava, bir “paylaşım kavgası” değil; çıkış yolu sunar. Ortaklardan biri dahi ortaklığın devamını istemiyorsa, hukuk buna bir çözüm üretir.


Önemli bir nokta: Ortaklığın giderilmesi davası uzlaşma şartına bağlı değildir. Diğer ortakların rızası aranmaz. Paydaşlardan her biri, tek başına bu davayı açabilir. Bu yönüyle dava, “çoğunluk” ya da “oybirliği” aramaz; bireysel talep yeterlidir.


Bu dava, özellikle şu durumlarda gündeme gelir:


  • Ortaklar malı birlikte kullanamıyorsa,

  • Mal atıl duruyorsa ama masrafları sürüyorsa,

  • Satış ya da değerlendirme konusunda anlaşma sağlanamıyorsa.


Paylı Mülkiyet – Elbirliği Mülkiyeti Ayrımı


Ortaklığın giderilmesi davası, hem paylı mülkiyet hem de elbirliği mülkiyeti hâllerinde açılabilir.


  • Paylı mülkiyet: Her paydaşın payı bellidir (örneğin 1/2 – 1/3 gibi). Paydaş, kendi payını bilir ve buna göre hak sahibidir.


  • Elbirliği mülkiyeti: Paylar belirli değildir. Miras ortaklığı gibi durumlarda görülür. Ortaklık, bütün olarak kabul edilir.


Her iki durumda da ortaklığın giderilmesi mümkündür; ancak uygulanan usul ve sonuçlar farklılık gösterebilir.


  1. Ortaklığın Giderilmesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme


Ortaklığın giderilmesi davasında görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, davanın esastan incelenebilmesi açısından zorunludur. Yanlış mahkemede açılan davalar, zaman ve hak kaybına yol açabilir.


Görevli Mahkeme


Ortaklığın giderilmesi davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.


Bu dava;


  • Ayni hakka ilişkin,

  • Taşınır veya taşınmaz mülkiyetini ilgilendiren


bir dava olduğundan, görev bakımından sulh hukuk veya başka bir mahkeme görevli değildir.


Yetkili Mahkeme


Yetki konusunda ise dava konusu malın taşınır veya taşınmaz olmasına göre ayrım yapılır:


  • Taşınmazlar bakımından: Yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Bu yetki kesin yetki niteliğindedir; tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez.

  • Taşınırlar bakımından: Genel yetki kuralları uygulanır. Davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.


  1. Hangi Mallar İçin Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılır?


Ortaklığın giderilmesi davası, ortak mülkiyete konu olan her mal için gündeme gelebilir. Kanun, bu davayı yalnızca belirli bir mal türüyle sınırlamamış; önemli olanın ortaklık ilişkisinin varlığı olduğunu kabul etmiştir.


Taşınmazlar (En Sık Uygulama Alanı)


Uygulamada en çok;


  • Konutlar,

  • Arsalar,

  • Tarlalar,

  • Dükkân ve işyerleri


hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılır. Çünkü taşınmazlar çoğu zaman fiziken bölünmeye elverişli değildir ve ortak kullanım ciddi sorunlar yaratır.


Örnek: Kardeşler arasında miras kalan bir ev, yıllarca satılamaz; biri oturur, diğeri kullanamaz. Bu durumda ortaklığın giderilmesi davası ile hukuki çözüm sağlanır.


Taşınırlar


Daha az görülmekle birlikte;


  • Araçlar,

  • Değerli eşyalar,

  • Ortak alınmış makineler


gibi taşınırlar için de bu dava açılabilir. Ancak taşınır mallar genellikle daha kolay satılabildiğinden, uygulamada uyuşmazlıklar taşınmazlara kıyasla daha sınırlıdır.


  1. Ortaklık Nasıl Giderilir?


Ortaklığın giderilmesi davasında mahkemenin önündeki temel soru şudur: Bu ortaklık nasıl sona erdirilecektir?


Türk Medeni Kanunu ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, ortaklığın giderilmesi iki şekilde mümkündür: aynen taksim veya satış yoluyla. Mahkeme, tarafların talebinden bağımsız olarak, malın niteliğine göre hangi yolun uygulanacağına karar verir.


a) Aynen Taksim (Fiziki Bölüşme)


Aynen taksim, ortak malın fiziken bölünerek her paydaşa ayrı bir parça verilmesi suretiyle ortaklığın sona erdirilmesidir. Ancak bu yol, uygulamada istisnai niteliktedir.


Aynen taksimin mümkün olabilmesi için:


  • Malın bölünebilir nitelikte olması,

  • Bölünme sonrası her paydaşın payına düşen kısmın bağımsız ve ekonomik değer taşıması,

  • Bölünmenin, malın değerini önemli ölçüde düşürmemesi gerekir.


Uygulamada konutlar ve küçük metrekareli taşınmazlar için aynen taksim çoğu zaman mümkün görülmez. Tarla ve geniş arazilerde ise, teknik şartlar uygunsa bu yol tercih edilebilir.


b) Satış Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi


Aynen taksimin mümkün olmadığı hâllerde, mahkeme satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verir. Bu, uygulamada en sık karşılaşılan yöntemdir.


Satış genellikle:


  • İcra yoluyla,

  • Açık artırma usulüyle


gerçekleştirilir. Satıştan elde edilen bedel, paydaşlara tapudaki pay oranlarına göre dağıtılır.


Önemle belirtmek gerekir ki:


  • Ortaklardan birinin satış istememesi,

  • Malı fiilen kullanıyor olması,

  • Satışın “kendisi için dezavantajlı” olması


satış kararını engellemez.


c) Kat Mülkiyetine Geçiş Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi


Kat mülkiyetine geçiş, özellikle birden fazla bağımsız bölümden oluşan yapılarda gündeme gelir ve uygulamada önemli bir alternatiftir.


Mahkemenin bu yola karar verebilmesi için;


  • Taşınmaz üzerinde birden fazla bağımsız bölüm bulunması,

  • Yapının fiilen bağımsız bölümlere ayrılabilir durumda olması,

  • Kat mülkiyetine geçişin hukuken ve teknik olarak mümkün olması


gereklidir.


Bu durumda mahkeme, satış yoluna gitmek yerine, bağımsız bölümlerin paydaşlara tahsis edilmesi suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verebilir.


Örnek: İki kardeşin ortak olduğu, her biri ayrı daire olarak kullanılan bir binada, dairelerin kat mülkiyetine geçirilmesi mümkünse, mahkeme satış yerine bu yolu tercih edebilir.


Uygulamada Kritik Bir Nokta


Ortaklığın giderilmesi davası, pay oranlarını değiştirmez. Mahkeme, mevcut pay durumunu esas alır. Pay oranlarına itiraz veya tapu kaydının düzeltilmesi talebi varsa, bu talepler ayrı bir dava konusu yapılmalıdır.


  1. Kimler Ortaklığın Giderilmesi Davası Açabilir?


Ortaklığın giderilmesi davasında dava açma ehliyeti, kanun tarafından geniş tutulmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun sistematiğine göre, ortak mülkiyet ilişkisi içinde bulunan her paydaş, bu davayı açma hakkına sahiptir.


Paydaş Olmak Yeterlidir


Davanın açılabilmesi için:


  • Davacının, mal üzerinde paydaş sıfatına sahip olması,

  • Pay oranının az ya da çok olmasının bir önemi olmaması


yeterlidir. Payın büyüklüğü, dava açma hakkını sınırlamaz.


Önemli: Paydaşlardan yalnızca birinin dava açması yeterlidir. Diğer paydaşların rızası aranmaz. Hatta diğer paydaşlar davaya açıkça karşı çıksa dahi, bu durum davanın görülmesine engel olmaz.


Elbirliği Mülkiyetinde Dava Hakkı


Elbirliği mülkiyetinde (örneğin miras ortaklığı):


  • Paylar henüz belirli değildir,

  • Ortaklık “bir bütün” olarak kabul edilir.


Bu hâllerde de ortaklığın giderilmesi davası açılabilir. Ancak uygulamada, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi veya mirasçılık durumunun netleştirilmesi gerekebilir. Bu nedenle süreç, paylı mülkiyete göre daha teknik ilerler.


Kimler Dava Açamaz?


  • Paydaş olmayan kişiler,

  • Kira, kullanım hakkı veya fiili zilyetlik iddiasında bulunanlar


ortaklığın giderilmesi davası açamaz. Bu dava, yalnızca mülkiyet hakkına dayalıdır.


Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre


Ortaklığın giderilmesi davası:


  • Kural olarak zamanaşımına tabi değildir,

  • Paydaşlık devam ettiği sürece her zaman açılabilir.


Ancak taraflar arasında geçerli bir paylaşım sözleşmesi veya ortaklığın belirli süre devam edeceğine ilişkin hukuki bir engel varsa, bu durum dava hakkını sınırlayabilir.


  1. Dava Kime Karşı Açılır?


Ortaklığın giderilmesi davası, mal üzerinde paydaş sıfatı bulunan tüm kişilere karşı açılmak zorundadır. Çünkü bu dava, belirli bir paydaşa yöneltilmiş bireysel bir talep değil; ortak mülkiyet ilişkisinin tamamını sona erdirmeye yönelik bir davadır.


Bu nedenle davada, taşınmazın veya malın tapu kaydında paydaş olarak görünen herkesin davada taraf olması usulen zorunludur.


Türk Medeni Kanunu’nun paylı mülkiyete ilişkin hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca;


  • Paydaşlardan biri dava açabilir,

  • Ancak dava bütün paydaşlara karşı yöneltilmelidir.


Aksi hâlde dava, taraf teşkili eksikliği nedeniyle sağlıklı şekilde yürütülemez.


Eksik Paydaşla Dava Açılırsa Ne Olur?


Dava dilekçesinde paydaşlardan biri veya birkaçı davalı olarak gösterilmemişse, mahkeme bunu re’sen (kendiliğinden) dikkate alır.


Bu durumda:


  • Mahkeme, tapu kayıtlarını inceler,

  • Eksik paydaşları tespit eder,

  • Davacıdan taraf teşkilinin tamamlanmasını ister.


Eksiklik giderilmeden:


  • Keşif yapılamaz,

  • Bilirkişi raporu alınamaz,

  • Esasa girilerek karar verilemez.


Taraf teşkili tamamlanmazsa dava usulden reddedilebilir. Bu da hem zaman kaybına hem de gereksiz masrafa yol açar.


  1. Dava Açmadan Önce Bilinmesi Gerekenler


Ortaklığın giderilmesi davası açmak, çoğu zaman “çözüm” gibi görülür; ancak bu davanın geri dönüşü olmayan sonuçları olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle dava açılmadan önce bazı hususların net olarak bilinmesi gerekir.


Satış Kararı Çıkarsa Geri Dönüş Zordur


Mahkeme satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verdiğinde, süreç çoğu zaman geri çevrilemez bir noktaya gelir. Taraflardan birinin sonradan “satmak istemiyorum” demesi, kural olarak sonucu değiştirmez.


Bu nedenle dava açmadan önce, özellikle taşınmazın satılması ihtimali ciddi şekilde değerlendirilmelidir.


Ortaklardan Biri Malı Kullanıyorsa Ne Olur?


Uygulamada sıkça karşılaşılan durumlardan biri şudur: Ortaklardan biri malı fiilen kullanmakta, diğerleri ise hiçbir şekilde yararlanamamaktadır.


Bu durum:


  • Ortaklığın giderilmesi davasının açılmasına engel değildir,

  • Satış kararını da durdurmaz.


Ancak fiili kullanım, ecrimisil (haksız işgal tazminatı) gibi ayrı taleplerin gündeme gelmesine yol açabilir. Bu talepler, ortaklığın giderilmesi davasından bağımsızdır.


Dava Masrafları ve Satış Giderleri


Bu davalarda:


  • Harçlar,

  • Bilirkişi ve keşif giderleri,

  • Satış masrafları


söz konusu olur. Satış gerçekleştiğinde, masraflar genellikle satış bedelinden düşülür ve kalan tutar paydaşlara dağıtılır.


Ancak dava sürecinde yapılan bazı giderler, ilk aşamada davacı tarafından karşılanır. Bu durum da dava açmadan önce göz önünde bulundurulmalıdır.


  1. Ortaklığın Giderilmesi Davasında Zorunlu Arabuluculuk


1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla, ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu hale getirilmiştir. Bu tarihten sonra açılan davalarda, arabuluculuğa başvurulmamış olması hâlinde dava, dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddedilir.


Bu düzenleme, 5 Nisan 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı Kanun ile yapılmış; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/B maddesi ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar açıkça zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır.

Kanuna göre, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir tercih değil, zorunluluktur.


  1. Sık Sorulan Sorular (SSS)


Ortaklığın giderilmesi davası açmak için diğer ortakların rızası gerekir mi?

Hayır. Paydaşlardan her biri tek başına dava açabilir. Diğer paydaşların “istemiyorum” demesi davayı durdurmaz.

Ortaklardan biri evde oturuyorsa yine de satış olur mu?

Evet. Bir paydaşın taşınmazı fiilen kullanıyor olması, ortaklığın giderilmesini engellemez. Mahkeme satış kararı verebilir. Ayrıca fiili kullanım nedeniyle diğer paydaşların ecrimisil (kullanım tazminatı) talep etmesi ayrı bir ihtimaldir.

Satış olursa bedel nasıl paylaşılır?

Satış bedeli, masraflar düşüldükten sonra, kural olarak pay oranlarına göre paydaşlara dağıtılır. Mahkeme bu davada “pay oranı değiştirmez”; mevcut pay neyse paylaşım ona göre yapılır.

Satış bedeli düşük kalırsa ne olur?

Bu davaların en büyük pratik riski budur. Satış süreci açık artırma usulüyle yürüdüğü için piyasa koşulları, talep ve dosyanın niteliği bedeli etkiler. Bu nedenle dava açmadan önce “satış ihtimalinin” ekonomik sonucu mutlaka hesaplanmalıdır.

Dava kime karşı açılır?

Ortaklığın giderilmesi davası, mal üzerinde paydaş olan tüm kişilere karşı açılır. Davada amaç, ortaklığı sona erdirmek olduğu için, bütün paydaşların davada taraf olarak yer alması zorunludur. Mahkeme, tapu kayıtlarına bakarak tüm paydaşları davaya dahil eder. Dava dilekçesinde bir paydaşın eksik gösterilmesi hâlinde, mahkeme taraf teşkili yapılmasını ister


Ortaklığın giderilmesi davası, paydaşlar arasında artık sürdürülemeyen mülkiyet ilişkisini hukuken sona erdiren, sonuçları itibarıyla ciddi etkiler doğuran bir dava türüdür. Bu süreçte hangi dava yolunun seçileceği, arabuluculuk şartının yerine getirilip getirilmediği, görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi ve davanın tüm paydaşlara karşı açılması, davanın sağlıklı ilerlemesi açısından belirleyicidir. Ortaklığın aynen taksim, satış veya kat mülkiyetine geçiş yoluyla giderilmesi gibi farklı sonuçlar doğurabileceği göz önünde bulundurulduğunda, dava açılmadan önce somut durumun hukuki açıdan doğru değerlendirilmesi büyük önem taşır. Bu nedenle ortak mülkiyete ilişkin uyuşmazlıklarda, hak kaybı yaşanmaması ve sürecin doğru yönetilebilmesi için hukuki destek alınması, çoğu zaman telafisi güç hataların önüne geçer.

Yorumlar


bottom of page